Çoğu dil öğrenme kararı irade eksikliğinden değil, gerçekçi olmayan plandan dolayı başarısız olur. "Her gün bir saat" diye söz veren biri bunu nadiren iki haftadan fazla sürdürür. Alışkanlık araştırmaları çok net: küçük ve sabit rutinler, büyük ve düzensiz çabalardan üstündür; özellikle de tekrarın günlere yayılmasının her şeyi değiştirdiği kelime çalışmasında.
Hafıza, tek uzun oturumdan çok haftada beş kısa çalışma oturumundan yararlanır. Her yeni oturum beyni öğrenileni geri çağırmaya zorlar ve hafızayı pekiştiren tam da bu geri çağırmadır (test etkisi denilen olgu). Günde 15 dakika, yılda 90 saatten fazla eder: bir dilin en önemli 1000 kelimesine hâkim olmaya yetecek kadar.
Sabah, 5 dakika: çalıştırıcıda zamanı gelen kelimeleri tekrar edin; kalkar kalkmaz ya da kahvenizle birlikte, kafanız hâlâ tazeyken. Gün içinde, 5 dakika: arada kısa bir dinleme oturumu, örneğin işe giderken, yemek yaparken ya da yürürken bir sesli kitap bölümü. Akşam, 5 dakika: on yeni kelime dinleyin ve yüksek sesle tekrarlayın. İsterseniz sesli kitap uykuya dalarken de çalmaya devam etsin; uykudan önceki rahat tekrar, beynin zaten öğrendiklerini düzenlediği zamanı değerlendirir.
İki püf noktası farkı yaratır. Birincisi, öğrenmeyi mevcut bir alışkanlığa bağlayın ("dişlerimi fırçaladıktan sonra çalıştırıcıyı açarım"); bu, günlük kararı ortadan kaldırır. İkincisi, serinizi takip edin: görünür bir seri, herhangi bir öğrenme hedefinden daha çok motive eder. Peki bir günü kaçırırsanız? Ertesi gün kaldığınız yerden devam edin. Önemli olan kusursuz bir ay değil, tüm bir yıldır.