Bir dili öğrenmenin en hızlı yolu, derler, o ülkeye taşınmaktır. Çoğu insan için bu gerçekçi değil ve iyi haber şu: buna gerek yok. Daldırma yalnızca dille kuşatılmış olmak demektir. Ve o ortamı evde kendiniz kurabilirsiniz.
Daldırma, yurt dışında olduğunuz için değil, orada dille sürekli temas halinde olduğunuz için işe yarar; alışveriş yaparken, radyoda, tabelalarda. Yeniden yaratabileceğiniz şey işte bu sıklıktır. Önemli olan tek büyük bir yurt dışı gezisi değil, güne yayılmış birçok küçük temas noktasıdır. Burada on dakika, orada beş dakika; bu, haftalık bir ders saatinden daha hızlı birikir.
Telefonunuzun dilini değiştirin. Sabah haberler yerine bir sesli kitap dinleyin. En önemli 20 kelimeyi buzdolabınıza yapıştırın. İyi bildiğiniz bir dizinin dilini değiştirin; konuyu bildiğiniz için bağlamdan anlarsınız. Bu geçişlerin her biri neredeyse hiç zaman almaz, ama boş anları temasa çevirir. 1000 Words sesli kitapları tam da bunun için yapıldı: yemek yaparken, işe giderken ya da uykuya dalarken arka planda çalışır ve size sakin bir tekrarla kelime besler.
Salt arka plan gürültüsü yetmez; daldırma en iyi, pasif temasla aktif çalışma bir araya geldiğinde işe yarar. Birkaç kelimeyi çalıştırıcıda bilinçli olarak öğrenin, sonra onlara kurduğunuz ortamda her yerde yeniden rastlayın. Bu, "çalışmaya vaktim yok" cümlesini, arada öğreten bir günlük yaşama dönüştürür. Birkaç hafta sonra, hiç bilerek çalışmadığınız kelimelerin kendiliğinden aklınıza geldiğini fark edersiniz.